AFFET BABACIĞIM...

  • Konbuyu başlatan deep_oceans
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Edebiyat kategorisinde deep_oceans tarafından oluşturulan AFFET BABACIĞIM... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 5,121 kez görüntülenmiş, 11 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Edebiyat
Konu Başlığı AFFET BABACIĞIM...
Konbuyu başlatan deep_oceans
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan korsan
D

deep_oceans

Kullanıcı
17 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
değirmendere/izmit
Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve 'Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak' diyerek rest çekti.
Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can 'Baba ben de seninle gelmek istiyorum' diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.
Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına 'Baba nereye gidiyoruz ?' diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı. En son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terk etti.
Arabaya bindiler. Can yol çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can 'Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim' diye sorunca Dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında 'Beni affet baba' diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu 'Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet' diye hatasını belli ediyordu.. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...
Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.
                                                                         
 
R

re-Member

Kullanıcı
16 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
güzel bi hikaye..daha önceden bunu okumuş gibiyim...yapılan her şey karşılıklı..gençliğnde babasına iyi bakan yaşlı adam,,yaşlanınca da aynı muameleyi bekliyo ve görüyo...paylaşım için teşekkürler..
 
R

Rables

Kullanıcı
10 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
    Çok güzel bir hikaye, bizimle paylaştığın için teşekkür ederim  deep_oceans.
    Bir insan karısı istiyor diye onu dünyaya gelmesine vesile olan büyüten, emek veren, hasta olduğunda, dara düştüğünde en önce dibinde biten o büyük adamı nasıl olurda yaşlandı, yatalak oldu diye barakaya bırakabilir.   ama malesef günümüzde buna benzer yaşanmış kötü örnekler sayıca çok var.
   Küçücük çocuğun dediği gibi bir gün onlarıda çocukları bir yerde terkedebir unutmayalımki eskiden beri  söylenen bir laf !!!  "Her İnsan Ektiğini Biçer"
   Bizlerde bu yaşanmış olaylardan dersler çıkarmalıyız yaşlılarımıza hastalarımıza çok iyi davranmalıyız !!
 
Safari

Safari

Kullanıcı
7 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
:'(
bu konuda anlatıcak o kadar çok şeyim var ki.. ama toparlayamıyorum ne sözcükleri ne boğazımdaki düğümleri.. Hayat çok garip..
 
M

meryem

Kullanıcı
25 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
deep_oceans' Alıntı:
Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve 'Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak' diyerek rest çekti.
Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can 'Baba ben de seninle gelmek istiyorum' diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.
Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına 'Baba nereye gidiyoruz ?' diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı. En son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terk etti.
Arabaya bindiler. Can yol çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can 'Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim' diye sorunca Dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında 'Beni affet baba' diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu 'Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet' diye hatasını belli ediyordu.. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...
Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.
                                                                         
BABALAR GÜNÜ BİR GÜN FAKAT BEN BABALARIN GÜNÜNÜ KUTLUYORUM. BABA OLMAK BİR AYRICALIKTIR...

Baba Beni de Okula Gönder

Küçük bir kız çocuğunun
Babasına
Büyük bir isyanıdır.
-


Baba,
Sen beni sevmiyor musun?

Baba ben bugün tam, on yaşına girdim.
Biliyor musun?

Baba inan ki hiç para istemem senden.
Gözüm kör olsun istersem eğer.

Baba, ne olur beni de okula gönder.

Arkadaşlarımın hepsi gittiler.
Benden daha küçükler bile.

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Hem kardeşlerimde artık büyüdüler, tamam.
Ellerim kırılsın onları bir daha döversem eğer.

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Baba içme şu zıkkımı artık yeter!

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Merak etme yine bakarım eve, yine yemek yaparım.
Yine yıkarım çamaşırları, yine ütülerim elbiselerini.
İnan hepsini yine yaparım baba, yaparım söz.

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Mahalledeki bütün amcalar teyzeler
Biz senin herşeyini alırız dediler.
Sen yeter ki izin ver.

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Hem bugün televizyonda söylediler.
Kayıt parası da almıyorlarmış artık.

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Baba, baba
Baba konuşsana!

Baba, yine sarhoş mu oldun?
Baba, uyudun mu yine?

Of baba of!
Keşke annem değil sen ölseydin...

Baba,
Baba kızdın mı bana?

Sen beni...
Sen, beni sevmiyorsun...

Sen içki içmeyi hep...
Sen, içkiyi seviyorsun...

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Baba, ne olur beni de
Beni de baba...

Baba, beni de...
Beni de okula gönder...
 
Devran Demir


 
C

crt

Kullanıcı
11 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.sivilforum.com
meryem' Alıntı:

 

Baba, yine sarhoş mu oldun?
Baba, uyudun mu yine?

Of baba of!
Keşke annem değil sen ölseydin...

Baba,
Baba kızdın mı bana?

Sen beni...
Sen, beni sevmiyorsun...

Sen içki içmeyi hep...
Sen, içkiyi seviyorsun...

Baba, ne olur beni de
Beni de okula gönder.

Baba, ne olur beni de
Beni de baba...

Baba, beni de...
Beni de okula gönder
Bir çocuğun yüreği bu kadar baskıya bu kadar acıya dayanabilir mi?
diyeceğim ama ne yazık ki hala güncelliğini koruyan aktif bir sorun..
Şiir  çok anlamlı gerçekten güzeldi..
Teşekkürler
 
E

elfbyzt

Kullanıcı
6 Kas 2010
En iyi cevaplar
0
0
Bursa
DÜRÜSTLÜK

      A.Şerif İzgören kitabından aktarım

      " toplantıya gideceğim.Baktım geç kalma ihtimalim var,bindim bir taksiye,muhabbetçi bir arkadaş.O anlatıyor ben dinliyorum.Tam işyerinin önüne geldik.Ankara'da Bakanlıklar.Diyelim ki. taksi parası 9.75 TL tuttu,ben 10 TL uzattım.Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya,taksici üstünü arıyormuş gibi yapar,siz de para üstünü alabılmek için bir ayak dışarda,inmemek için debelenirsiniz.Tam o sahne olacak.Şoför,para üstü varmı diye aranmaya başladı.

      "Üstü kalsın kardeşim"dedim.

      Döndü bana doğru

      "Vaktin varmı ağabey ?" dedi.

      "Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)

      Dörtlülere bastı,trafik dört şerit akıyor,indi araçtan.Önde bir büfe var.Gitti oraya,bir şeyler konuşup geldi.Bana 25 Krş uzattı.Belli ki para bozdurmuş.

      "Birader" dedim,"9.75 değil,10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"

      -Ne alacağım ağabey 50 krş.u

      -Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın.üstü kalsın demiştim.

      Döndü bana,attı kolunu arkaya :

      -Vaktin varmı ağabey

      -Var

      -Çek kapıyı o zaman

      Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

      5 dk.konuştuk.İngiltere'de profösüründen,bilmem kiminden eğitimler aldım.O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini,ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

      Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz.Babam rençberdi benim,günlük yevmiyeye giderdi;artık inşaat falan bulursa çalışır gelir,o gün iş bulamamışsa,biz eve gelişinden,yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik.Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi.Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

      "Aha" dedim,"Bizim meslek",seminerci.

      - Ne anlatırdı baban     

      - Hayattta nasıl başarılı olunur ?

        O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor,sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

        -Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi,delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır,dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun,evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken ,biz de gülerdik. Annem kızardı,"Babanızla alay etmeyin.O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeiş var,onların babası zengin. Babaları  birahane işletiyor,ama adamda her numara vardı,kumar falan oynatırdı.Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı,hep o ikisinin eskilerini kullandık.O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık,çünkü bize bahşiş verirdi.Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye,para falan hak getire.Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü.yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman,işleyen birahane,dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz ?

        -Ne bıraktı ?

        -Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın,hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti,diğer 2 kardeş cezaevindeler,ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.

        Biz 5 kardeş,beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi,çoluk çocuğu,hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

        "Asıl mirası  bizim baba bırakmış."

          Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri,taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık.Her şeyimiz var Allah'a şükür.

        Çok duygulandım,veda ettim,tam ineceğim :

        -Dur ağabey,asıl bomba şimdi.

        -Nedir bomban ?

        -Nerede oturuyoruz biliyormusun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.

        Evladınıza ne araba bırakırsınız,ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
İnsan hayatın içerisinde her daim ektiğini biçmez... Doğru ve yahut yanlış pek bir fark etmiyor...
Konuya gelirsek fazla irdelemeye gerek yok gibime geliyor...
 
Üst